Arkadaşlık İtirafları

Düşündürtücü Bir Zen Hikayesi: Nehri Geçmek

Eski Zen hikayesinde anlatıldığı üzere iki genç öğrencisinin eğitiminden sorumlu olan bir usta varmış. Öğrencilerin her ikisi de çok iyi öğrencilermiş, özverili ve disiplinlilermiş. Her ikisi de gelişerek Zen ustası olmak istiyormuş. Her gün, bunu elde etmek için ellerinden geleni yapıyorlarmış.

Usta, her şeyden önce mesafeliliği aşılamaya çalışmış. Zen felsefesinde bağlanma acı çekmenin ilk kaynağıdır. Mesafelilik, yaşamak ve diğerlerinin de yaşamasına müsaade etmek ise bu felsefenin ana amaçlarıdır. Mesafeli olmanın yolu mutluluğun temel bir bileşeni olan barış yoludur.
Zen hikayesi, iki genç öğrencinin insanlara ve eşyalara her geçen gün daha da az bağımlı olmak için ellerinden geleni yaptıklarını anlatır bize. Sadece gerekli şeyleri yediler. Hatta bazı günler oruç tuttular ve bunu mutlulukla yaptılar. Giysileri basitti. Odaları ve yatakları mütevaziydi. Kendilerini daha iyi hale getirmek için uğraştıkları için bunların hiçbiri onlara fedakarlık gibi gelmedi.

Bir gün, usta iki öğrencisinden kendisine yakındaki köye kadar eşlik etmelerini istedi. Köy çok yoksul olduğu için oraya yemek götüreceklerdi. Hikayeye göre bu iki öğrenci de bu isteği büyük bir hevesle kabul etti. Hatta ağır sepetleri yol boyunca taşımayı teklif ettiler. Köye geldiklerinde alçakgönüllü bir biçimde yemekleri verdiler. Başkalarına hizmet ettikleri için mutlu oldular.
Zen hikayesi, iki genç öğrencinin insanlara ve eşyalara her geçen gün daha da az bağımlı olmak için ellerinden geleni yaptıklarını anlatır bize. Sadece gerekli şeyleri yediler. Hatta bazı günler oruç tuttular ve bunu mutlulukla yaptılar. Giysileri basitti. Odaları ve yatakları mütevaziydi. Kendilerini daha iyi hale getirmek için uğraştıkları için bunların hiçbiri onlara fedakarlık gibi gelmedi.

Bir gün, usta iki öğrencisinden kendisine yakındaki köye kadar eşlik etmelerini istedi. Köy çok yoksul olduğu için oraya yemek götüreceklerdi. Hikayeye göre bu iki öğrenci de bu isteği büyük bir hevesle kabul etti. Hatta ağır sepetleri yol boyunca taşımayı teklif ettiler. Köye geldiklerinde alçakgönüllü bir biçimde yemekleri verdiler. Başkalarına hizmet ettikleri için mutlu oldular.

Eve dönme vakti geldiğinde Zen ustası manastır yakınındaki ormanda yürüyüş yapmalarını rica etti. Saat erkendi ve üçü de çiçeklerin, gökyüzünün ve hayvanların güzelliklerini incelediler. Dahası, yakınlarda bir nehir vardı. Nehrin dupduru sularından içmek kadar ne mutlu edebilirdi onları?

Uzun süre boyunca birlikte sessizlik içinde yürüdüler. Güneşin ve rüzgarın yüzlerindeki hissinin keyfini çıkardılar. Bitkileri kokladılar ve şakıyan kuşları dinlediler. Kısa bir süre sonra bir nehre ulaştılar. Orada bulacakları şeyi hayal bile edemezlerdi: onlara gülümseyen güzel bir kadın.

İki genç keşiş yabancı kadının güzelliği karşısında vuruldu. İkisinin de gördüğü en güzel kadındı. Gerildiler ve yürümeye başladılar. Önce yavaşça, sonra hızlıca. Ayakları takıldı ve tökezlediler. Ne yaptıklarını tamamen unuttular; gözleri sadece kadını görüyordu.

İkisinin de ne kadar kızıştığını gören kadın onlara flörtöz bir şekilde gülümsedi. Sonrasında ise baştan çıkarıcı bir ses tonuyla onlardan nehrin karşısına geçmek için yardım etmelerini istedi. Genç adamlardan biri ona yardım etmek için koştu. Kadın ona manalı bir biçimde bakarken onu kollarının arasına aldı. Genç keşiş gülümsedi. Sonra nehri geçti ve kadını nehrin diğer kıyısında yere bıraktı. Ustası ve diğer keşişi bıraktığı yere geri döndü.

Usta genç öğrencisine dikkatle baktı ve yollarına devam ettiler. Diğer keşiş ne olacağını merak eder bir şekilde bekliyordu. Ustasına ve yoldaşına baktı. Sonra dudaklarını sıkıştırdı fakat hiçbir şey söylemedi. Sessizlik içerisinde manastıra ulaştılar.
Günler geçti ve keşiş hala bekliyordu. Ustanın yoldaşının uygunsuz davranışı hakkında neden hiçbir şey söylemediğini anlamamıştı. Nasıl olur da keşiş kadının çekiciliğine kapılıp ona ustasının gözleri önünde yardım edebilmişti? Bunu düşünmek bile onu öfkelendirdi.

Diğer keşiş sakindi. Düzenine devam etti ve öğrenci dostunun öfkesinin farkına bile varmadı. Ustası ile olan ilişkisi her zamanki gibiydi. Hiç biri güzel kadınla olan şeyler hakkında konuşmadı. Yoldaşının öfkesi artmaya başladı. Bir gün, buna daha fazla dayanamayacağına karar vererek ustasına şikayet etti.
Nasıl olur da, sizi nehrin kenarında bırakıp o yabancı kadınla flört etmeye gitmesine rağmen ona hiçbir şey söylememiş olabilirsiniz? Ona hiçbir şey söylemeyecek misiniz? Neden onu bencilliği ve düşüncesizliği için azarlamıyorsunuz? Şehvete yenik düştüğü için onu neden cezalandırmıyorsunuz?“ dedi keşiş ustasına.

Usta oturarak sessizlik içerisinde öğrencisine bir süre baktı. Sonra keşişin asla unutamayacağı bir şey söyledi: “Yoldaşın kadını alarak nehri geçmesine yardım etti ve onu karşı kıyıda bıraktı. Buna karşılık sen kendinle hiçbiri arasına mesafe koyamadın. Ne yoldaşınla, ne kadınla, ne de nehirle.”

Miras Bölüşme

Zengin bir köy ağası vefat eder. Vasiyeti açılır. Mallarının yarısını(1/2) büyük oğluna, dörtte birini(1/4) ortanca oğluna ve beşte birini(1/5) küçük oğluna bırakmıştır. Bütün mallar paylaşılır ancak Ortada 19 tane de "at" vardır. 19'u ne ikiye, ne dörde, ne de beşe bölmek mümkündür. Köyün en akıllı adamına gidip akıl danışırlar. Adam da onlara yardımcı olabileceğini söyler. Der ki: -"Benim de bir atım var. Alın bunu size veriyorum. Oldu mu 20 at? Yarısını sen al bakalım (10). Dörtte birini de (5) ortanca kardeşin alsın. Beşte birini de (4) en küçüğünüze verelim. On, beş daha onbeş. Dört daha ondokuz. Verin bakalım şu bizim geriye kalan düldülü...

Kısırlık Sikayeti

"kısırlık şikayetiyle gelen çifte görüşme esnasında haftalık ilişki sıklığın soruyorum; aynı anda erkek 4 derken kadın 1 diyor. buz gibi fırtına öncesi sessizliğinin ardında kadının kaşlar çatılıyor. tam bir aile faciası çıkmak üzereyken ben devreye girip "beyefendi aylık anladı herhalde" diyorum. kadının bakışlar yumuşarken adam derin bir oh çekip müteşekkir gözlerle bana bakıyor."

İntihar sebepleri

Ortaokuldayken hoşlandığım erkek arkadaşım tarafından duyduğum ''Çok mu güzelsin ki...'' cümlesi, en sevdiğim hocamın sınıfın içinde azarlması; lise yıllarındayken abimin vefat etmesi, Ticaret Lisesi'ni bitirip kasiyer olarak çalışamaya başladığımda yakın arkadaşlarımın işyerime gelip o halimi görmeleriyle gözyaşlarına boğulmam, kasa şefinin müşterinin yanında bana ''aptal'' demesini sineye çekip için için ağlamam; gece saat 12'lerde eve gelip ertesi gün erkenden işe gitmem bu zorluklar içinde hiçbir destek almadan üniversiteyi kazanmam, kazandığımı öğrendiğim gün okuyamayacağım düşüncesiyle üzüntüden ağlamam, binbir yere başvurarak burslarla okuyarak üniversiteyi zorluklarla bitirip iyi denebilecek bir işe başlamış olmam ve buna rağmen ailemin bana sadece eve para getiren bir işçi gözüyle bakması; ardından babamın rahatsızlanması, ameliyat sonrası ona çocuklar gibi bakmam, geceleri uyumamam, ardından sıcak bir cümle beklerken bir tartışma anında tamamiyle sessiz kalmama rağmen en ağır hakeretleri işitmem, ertesi gün işe şişik gözlerle gitmem ve ve ve şu an hala devam etmekte olan olaylara karşı isyan bayrağını çekmiş olmam. Yeniden intiharı düşünmek için az mı nedenim var?

Kurtarıcı Arkadaşım

İtiraf Ediyorum; Eşim güzel ama, dünyanın en soğuk kadını bana hayatı zindan etti ne yapsam olmuyor. Başka arkadaşım var seneler sonra gelen kurtarıcı lütuf gibi kendime geldim. Karım buz dolabında yaşamaya devam ediyor...

Helalim Olmadan Dokunmadim

İtiraf bay

Gizli olursa sevinirim. Selamın aleyküm arkadaşlar ben 25 yaşındayım ve bir evlilik yaşadım ayrıldım anlaşamadık yeniden bir hayat kurabilmek için tanıyıp bir iki yıl içinde evlenmek için bir kaç kişiyle konuştum ve onlarla evlenmeden ilişkiye gitmediğim için ayrıldılar benden ben Allah korkusuyla yaşıyan bir insanım erkekliğime laf edicek biçok insanda olucak yorumda ben helalim olmayan bir kadına dokunamam dokunsam o kadına olmasa o kadının içi rahat olucak belki ama benim olamaz dünyanın çivisi çıkmış artık soğudum insanlardan.

Erken Patlama

İtiraf bayan

Arkadaşlar orta yaşta evli bir çiftiz.3 yil oldu evleneli. Evlendigimden beri eşim de erken gelme denilen olay vardi. kilo aldim bu arada dr.stres dedi. Bende bir mutsuzluk var.Diyet yapamaz hale geldim. oysa eskiden kilo alsam hemen atardim. şimdi gitmiyo. Eşim bunu kendine fırsat bildi. senin kilon yüzünden yatak hayatımız bitti diyo Erkeğin erken gelmesi kadını istemesiyle ilgili olabilirmi? Ben özel anlarda çok iyi davranirim. Mutlu ettiğimi hep söylerdi. ilgilenenlere teşekkür ederim.

Kararsiz Kaldim

Iki senedir konuştuğum biri var ben seviyom onunda sevdiginden eminim bu iki sene boyunca bazı ufak sorunlar yaşadık hatta ayrılmak istedim ama ayrılamadık birgün annemle yolculuk yapacaktık bu terminale geldi gizliden el salladım babam farketti gelince sopa yedim annemede aynı şekilde vurdu bana yalan söylemeyin diye babam çok ters birisi söyleyemedik bu arada ben 22 o 20 yaşında annem adı konsun yoksa çok sıkıntı yaşarız diyor çocuğun askerliği mesleği yok doğru düzgün. Ama ayrılmak istemiyorum çok çaresiz kaldım belki onun için erken olabilir ama benim durumun ortada.annem seninle dalga geçiyor ciddi olsa adını koyardı diyor lütfen yardımcı olurmusunuz