Farklı İtiraflar İtirafları

Bal Şelalesi

televizyonu kapattım. saat artık 1 olmuştu. yavaş yavaş uykuya dalma vakti gelmişti.

dişlerimi fırçaladım, aynada kendime baktım. kaslarım hala sıkıydı, akşamki training'in etkisi devam ediyordu.

yatmadan maillerimi kontrol etmek için bilgisayarı açtım. anında mesajlaşma sisteminden bir mesaj geldi:

-selam mustafa, ne yapıyorsun :)

çitlembik kod adlı, üniversiteden arkadaşımdı. esas adı esra.

+iyidir esrambik, senden :), dedim.

iyi olduğunu, sadece uyku tutmadığını, canının sıkıldığını anlattı. epey dertleri varmış ve konuşacak birilerini arıyormuş.

isterse gelebileceğimi, onu dinleyeceğimi anlattım.

sevinirim dedi. ilk boşalmamı o anda yaşadım.

adresi aldım. pendik'te yaşıyordu. ben ise beylikdüzünde. arabam tamirde olduğundan, taksi çağırdım. o sırada da en güzel boksör külodumu ve temiz atletimi giymiştim bile. allah'tan hepsi ütülüydü.

ve taksi geldi. heyecanla "pendik" dedim. taksici çok çok sevindi. "ne bilecem sevindiğini, takla at da görelim" dedim.

tem çıkışında şarampole yuvarlandık ve 6 takla attık. neyse ki az sıyrıkla kurtulmuştuk. hemen başka taksi çağırıp yoluma devam ettim. bir yandan da cep telefonumdan mesaj çekiyordum:

-az kaldı, şu anda köprüdeyim:)

+aa öyle mi canım, hadi bekliyorum:)

(ikinci boşalma anı buydu...)

ikinci köprüde kaza olmuş, levent tarafından birinci köprüye geçtik. saat 3 olmuştu bu arada. birinci köprüde de tadilat varmış, trafikte bekledik biraz.

derken saat 4'e doğru pendik'e vardık. taksiciye tarif ettim.

-buralarda migros varmış, onun arka sokağından girecekmişiz.
+abi, benim adım arif... taksici arif derler, beylikdüzünde kime sorsan bilir...
-eee?
+arif'e tarif gerekmez , hahahahhaha:)))

(üçüncü boşalmam bu espriden sonra oldu)

en sonunda apartmanı bulduğumuzda esra giyinmiş, kapıda beni bekliyordu.

taksiden indim, 100 tl verdim, üstü kalsın dedim. taksici arfi abi:

-ne diyon lan davar, 325 tl tuttu!, dedi. kavga dövüş 320 tl'ye el sıkıştık.

esra'nın yanına koştum ve derdi her neyse, dinleyeme hazır olduğumu, geç kalmış olmama rağmen seve seve sabaha kadar oturabileceğimizi, iç çamaşırlarımı falan da değiştirdiğimi anlattım, yalnızca kulağının bir köşesinde not olsun diye.

fakat demez mi:

-ne diyorsun mustafa, servis bekliyorum ben; işe gideceğim!

saate baktım, 6:30 olmuştu. bari anahtarı vermesini, akşama kadar evde bekleyebileceğimi, bu akşam da dertleşebileceğimizi anlattım. olmaz dedi, servis geldi ve gitti esra.

ben de banliyö treni-vapur-iett otobüsü vasıtalarını kullanarak öğlen 13 sularında beylikdüzü'ne vardım. mutluydum, çünkü düzenli bir cinsel hayatım vardı.

Metrobüste Gene TAciz

Bir sabah metrobüse binmiş gidiyordum. Bildiğiniz metrobüs manzaraları, kalabalık ve kesif. Birden arkamda bir el hissettim ve döndüğümde yaşlı başlı bir adamdı bunu yapan. Bağırmaya başladım. Adamsa görüntüsünün çizdiği imaja güvenerek “Ne diyorsun evladım!” falan dedi ama kapı açılır açılmaz kaçtı nedense. Ben sinirden elim ayağım titrer haldeydim. Ki eminim o adamın yanlışlıkla değmediğinden, bir insanı bununla itham etmenin ne kadar kötü olduğunu biliyorum.
Aynı günün akşamı eve dönmek için Zincirlikuyu’dan tekrar metrobüse bindim. Sabahki olaydan mütevellit kendime sote bir yer bulmaya çalıştım. Körüklü kısma geçtim ve sırtımı da o körüklere dayadım. Adeta stratejik bir kararın verdiği rahatlıkla yolun bitmesini bekliyordum. Cevizlibağ durağına yaklaşıyorduk sanırım ki ben birden kıllandım, çantam değiyordur diye çantamı indirdim. Eğer adam taciz ettiyse de vazgeçer anladığımı fark eder diye düşündüm. Lakin o pis beyinli ne düşündüyse artık alenen devam etti. Ben yine çığlığı bastım. Sabahki olayın da etkisiyle adama küfretmeye, insanları olayın vehametine ortak etmeye çalıştım. Fakat adam balici midir, psikopat mıdır, her ne ise “Pardon , nefsime hakim olamadım. Yanlış olduğunu biliyorum. Ama yapıyorum. Hadi sus artık da s.git.” gibi şeyler söylüyordu, hem de tek bir noktaya bakarak. Kan beynime sıçradı, hiç böylesiyle karşılaşmadım. Kimse de bulaşmıyor tabi, sakin ol gızım diyen teyzeler dışında.
İnmem gereken durak Şirinevler’di. Ve ben Şirinevler durağına yaklaşırken çantamdan bir kalem çıkardım, rotring marka ince uçlu bir şey. O an içimden dedim ki, eğer şu an bir şey yapmazsam, sinirimi akıtmazsam, Ömür boyu İstanbul’da tek başıma dışarı cıkamam. Kendimi boyun eğmiş, susmuş hissederim. Bu sinirimin şu an çıkması lazım diye düşündüm. Düşünmek de değil kısa zaman dilimlerinden bahsediyoruz, olayın heyecanı aslında. Şirinevlerde kapı açıldı, adamın suratına bir Joker sırıtışı yaptım ve kalemi karnına sapladım. Koşa koşa metrobüsten indim. Adamın orada öyle kalacağını düşünmüştüm ama yanılmışım, peşimden koşmaya başladı. İstanbul’un en kalabalık köprüsü olan Şirinevler köprüsünde can derdiyle insanları yararak koşmaya başladım. Biraz yavaş olsam, adam bana ne yapacaktı bilmiyorum. Dediğim gibi psikopat bir tipti. Hayatımın en uzun saniyelerinin sonucunda kendimi bir fast food restoranının tuvaletine attım. Yere yığıldım kaldım. Kendime gelmem beş on dakikamı aldı. Tabi oradan çıkamadım, ailemi aradım ve gelip beni aldılar tuvaletin kapısından.
Taciz olaylarıyla bir daha karşılaşmadım mı? Karşılaştım. Ama her seferinde böyle bir şey yapmam mümkün değil. Hele ki o korkuyu yaşadıktan sonra. Ama benimki kadar abartılı ve belki yanlış bir şekilde olmasa da, tüm insanları tacize karşı seslerini çıkarmaya davet ediyorum.
Yaptıklarımdan da pişman değildim. Ama eline silah veya tehlikeli bir madde verilmeyecek biri olduğumu o gün anladım. Her ne kadar o pis beyinli benim vücut bütünlüğüme saldırmış olsa da, kişilerin vücut bütünlüğüne saldırmanın ilkel bir yöntem olduğunu biliyorum. Bu nedenle artık öfkemi mantıklı yollarla dışa vurmak istiyorum.

Eşim çok ciddi ve sıkıcı biri

Eşim çok ciddi ve sıkıcı biri. Hiç eğlenceli yanı yok. Maddi durumu çok iyi. Zaman zaman internetten birilerini buluyorum. Bulmak hiç zor olmuyor. Herkes birşeylere aç internette. Sanırım erken yaşta evlilik yapan herkes bu durumda. Artık kadınlarda bazı şeyleri kendilerine itiraf ediyorlar. Orda ki herkes sevgiye, ilgiye, sekse kadar aç. Tıpkı benim gibi…

Bazen bakıyorumda ben bu adamla nasıl evlenmişim

Eşimle 19 yaşımda evlendim. Ailemi hiç dinlemedim bu konuda. Aramızda ciddi bir uçurum oldu. Bazen bakıyorumda ben bu adamla nasıl evlenmişim. İkiz çocuklarımız var. Elimi, kolumu bağlıyorlar. Çok iyi biri ama sadece iyi olması yetmiyor. Ben de mutluluğu bazen dışarıda arıyorum. Kısa süreli ilişkilerim oluyor.

Rumuz : Yönetici

Benim eşimi aldatmam tamamen sekse dayalı. Belki de bir hastalık benimkisi bilmiyorum. Sürekli ilişki yaşıyorum. Ama kısa süreli. Uzun süreli bir ilişkim hiç olmadı. Uzamaya başlarsa ben uzuyorum.

Yıllar önce çok severek ve bayağı mücadele ederek evlendik.

Yıllar önce çok severek ve bayağı mücadele ederek evlendik. Eşimin arkadaşı Kemal sık sık bize geliyordu. Hatta sürekli içki sofrası kuruyordum onlara. Çok yakın arkadaştılar. Eşimle aramızda problemler başlamıştı. Kemal çok yakışıklıydı. Bazen onu düşünüyordum. Ama onun bana bakma ihtimalini pek vermiyordum. Bazen şakalaşıyorduk bile. Hatta arada onlara eşlik bile edip bir duble rakı içiyordum onlarla. Onun geleceği günler kendime daha bir özen gösteriyordum. Eşimse aklı beş karış havada bunun farkında bile değildi. Daha sonraki zamanlarda Kemal’in bakışlarını yakalamaya başladım. Çok hoşuma gitti bu. Bende bakmaya başladım ona. Birgün eşim yokken eve geldi. Hiç konuşmadan sevişmeye başladık. Sonra ben ayrıldım. Bana ev tuttu. Bu ilişki yıllarca sürdü. Evime kadar aldı. Artık çok yaşlanmıştı. Bu şekilde bitti bu ilişki. Tam 20 sene sürdü. Hiç pişman değilim.

Artık seks hayatımız yok denecek kadar az

Eşim benden yaşça büyük. Sevdiğimi sanmıştım. Aslında başka bir kız arkadaşı vardı kafesinde çalışan kasiyerin kızı. Bende kafede çalışıyordum. O kızla olan ilişkisini saklıyordu. Kız benden bile yaşça küçüktü. Sonra bizim ilişkimiz başladı. Sanırım kadınsal bir rekabetten adamı kendime bağlamak için çok çaba gösterdim. Sonunda evlendik. Sonra bir gün eski erkek arkadaşımla karşılaştım. Çok yakışıklı ve gençti. Kocam ise daha da yaşlandı. Artık seks hayatımız yok denecek kadar az. Tabii ki onunla böyle.

Tesadüf

Ali’yle tesadüf eseri internette tanıştık. O da evliydi ben de evliydim. Sonra buluştuk. Herşey çok aniden gelişti. ve aşık olduk. Birbirimizden vazgeçemiyoruz. Arada kıskançlık problemleri çıkıyor. İkimizin de çocukları var. Çocuklar biraz büyüsün ayrılıp birlikte yaşamayı düşünüyoruz. Kimse anlayamasa da birbirimizi çok seviyoruz.

Televizyon Sektöründe

Çok büyük bir yerde çalışıyorum. Gökhan’da benim altımda elemanım olarak çalışıyor. Yaşça benden baya ufak. Bende yaşıma göre güzel bir kadınım. Sürekli şehir dışına da beraber gidiyoruz. Evliyim ve 2 çocuğum var. Bana karşı ilgisi olduğunu fark ettim ama emin değildim. Bir gün iş için İzmir’e gittik. Aslında baya kalabalık bir grup gitmiştik. İşlerimiz bitip biz ayrı bir yere içmeye gittik. İçmenin tesiriyle öpüşmeye başladık. Çok güzel öpüşüyordu. Sonra ilişkimiz başladı. Hala devam ediyor. Bir ara işyerinde sürekli kahve içmemiz dikkat çekti. Şimdi çok dikkat ediyoruz. Eşimle de tanıştılar. Sanırım yaşından dolayı eşim onunla bir ilişkim olduğunu aklına bile getirmiyor.

Bir gün eski erkek arkadaşım Samet

Bir gün eski erkek arkadaşım Samet kız kardeşime Facebook’tan mesaj atmış. Benim facebook’um yoktu. Numarasını vermiş. Ben de masum bir şekilde meraktan aradım. Öğlen gittiğimiz bir park vardı. Ben zaten oraya yakın çalışıyordum. Orda buluşmaya karar verdik. Yıllar oldu görmemiştim. O da evlenmiş bir oğlu olmuş. Sonra sabahları beni işe bırakmaya başladı arabasıyla. Hatta o kadar ileri gitti ki bir gün çocuğunu bile yanıma getirdi. Çocuğu daha küçük konuşmaya yeni başlamıştı. Eşini sevmiyordu. Bense seviyordum. O zamanlar onunla birlikte olmamıştık. Ben bakireydim. İçime bir kurt düştü. Onunla sevişmek istiyordum deli gibi. Sonra bir gün eşi ailesinin yanına tatile gitti. Beni evine davet etti. Komşularıyla çok samimi değillermiş ama yinede ben dikkatlice eve girdim. Biz birlikte olduk. Değişikti. Ben pişman oldum sonra. Ona da söyledim. Oysa sürekli beni arıyordu. Bir süre sonra aramayı kesti. Bazen bununla ilgili vicdan azabı yaşıyorum ama eşime itiraf etmem imkansız.

Bes parasiz

İtiraf ediyorum; Tüm kızların tipe veya paraya baktığını bildiğim için hiç birini umursamıyorum, ondan sonra cool çocuk oluyoruz
Rumuz:parasiz

Bolu Tuneli

İtiraf Ediyorum; Bolu dağı tünellerine girdim. Her taraf zifiri karanlık lambalar aydınlatmıyor sönük mat bi renkte ne lan bu önümü göremiyorum nasıl tünel nasıl yol yapmışlar diye sövüp duruyorum, hızım 50-60 anca var... , bi boy sayıyorum... Neyse ki tünelin sonunda ışık gözüktü derin bir oof çektim tünelden çıkıyorum birden gözüme güneş gelirse gözümü almasın diye güneş gözlüğümü aradım...Meğer gözlük gözümde takılıymış
Rumuz: koyu kahve

Engelli Taklidi

İtiraf Ediyorum; Bir Keresinde Metroda Yer Vermemek İçin Uyuyor Gibi Yapmıştım Beni Kaldırmışlardı Bende Engelli Taklidi Yaptım Kadın Özür Dileyip Yanımdan Uzaklaştı :D
Rumuz: Engelli

Sigaranin Zararlari

Itiraf ediyorum:
Biraz once arabayla giderken sigara iciyordum ve sol cam acikti duman ciksin diye acmistim. O sirada telefon caldi sag elimde sigara sol kulagimda telefon.giderken bi kac dakika konustum sigara ile telefon gorusmem ayni, anda bitti camdan atacaktim ki refleksle nasil olduysa sigara yerine telefonu camdan salladim sigarayi koltuga biraktim. Hemen durdum ileri sagda indim kostum telefonu aldim ama baya parcalanmisti ekran falan :(
Rumuz: aklim gitti ya

Ah dede ah

İtiraf Ediyorum ; Dedemin dişlerini koyduğu bardağı temiz bardak sanıp su içtiğimden beri işlerim rast gitmiyor.

Sanki Seyma Subasi

İtiraf Ediyorum ; Bugün eşimle Gaziantep’te 5 tane avizeci gezdik, burada güzel bişey yok İstanbul’a gidip bakalım diyor. Kendini Şeyma Subaşı beni de Acun Ilıcalı sanıyor galiba